12 Temmuz 2011 Salı

ada dergisi 14. sayısı..





Yeni sayımız için hazırlıklarımız günler sürdü. Mevsimler birbiri ardına devrilip giderken çevremizde olan bitenin farkına varamadığımız sayısız an yaşadık. Şiir, öykü ve romanlar yazmaya devam etti inatla şair ve yazarlarımız. Yazmadan yaşama tutunmayı denedi kimisi. Dünya acıyı da sevinci de bal eyleyenlere imkânlar sunmayı sürdürdü. Ve biz bir avuç okur kaldık. Anılar defterinde gül yaprağı kuruttuk.
ada’nın 14. sayısını üzerine çok yazılan ve çizilen bir şair-yazar Cahit Zarifoğlu’na değinmek istedik. Dosyamızda Selçuk Küpçük, Ramazan Parladar, Ertuğrul Aydın ve İbrahim Adem yazdı. Burak Köse dosyamız için resimlediği Zarifoğlu şiirlerine bir de metin yazarak katkı yaptı.
Attila Aşut ada’nın bu sayısında da “Dilin Kemiği “ başlığı altında “Cumhuriyet’ten Seçmeler” yaptı.
Edit Tasnadi ada için Macar Edebiyatının önemli yazarlarından Frenc Santa’nın bir öyküsünü çevirdi. ada’nın diğer öykücüleri Ahmet Büke, Hasan Topur ve Sedat Demir.
ada’nın bu sayısında şiirleriyle Fatma Esti, Halil İbrahim Özcan, Hazal Sarıalioğlu, İlyas Tunç, Murat Saldıray, Nadir Aşçı, Serkan Türk, Şinasi Tepe ve Yılmaz Arslan yer aldı.
Hülya Soyşekerci’nin ada için yazdığı “Işığa Adanmış Bir Yaşam ”Sabattin Ali” ve Ayşe Keskin’in Özge Dirik’in son gününü anlatan “Kızgın Değilim” başlıklı yazısının dikkatinizi çekeceğini umuyoruz.
Hüseyin Alemdar şiir ve sinema ilişkisi üzerine çok defa yazdı ve konuştu. Bu sayımızda ada için kaleme aldığı “Sıkışık7” adını verdiği metin ve “Sevmek Zamanı Dövmesi” başlıklı şiiri Türk Sineması severler için küçük bir gezinti demek. Ayrıca bu sayımızda Rıza Kıraç’ın ilk uzun metraj filmi Küçük Günahlar’ın arka planını anlattığı yazısını keyifle okuyacağınızı umuyoruz.
Seviye Merih’in ikinci öykü kitabı Çakıltaşları’nı Zafer Doruk yazdı.
Arzu Alkan bu sayıda Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi üzerine kurduğu bir metin ile aramızda. Harun Yavruoğlu ve Muammer Kotbaş bu sayıda çizgileriyle yer aldılar.
Ayrıca Ercan Yılmaz’ın Trabzon’un en sevilen mekânlarından biri olan Ganita için kaleme aldığı kitaptan küçük bir bölüm bu sayımızda yayımlıyoruz.

Yeni bir sayıda daha buluşmak üzere,
“Her zaman başka bir ada vardır.”


Bilgi İçin: 0 505 496 94 93
e-posta: serkanturk61@gmail.com
Yazışma adresi: PK. 203 Trabzon

Ada Dergisine Yıllık abone olmak için Serkan Türk adına
6240215 posta çeki hesabına 40 YTL yatırılarak
adresinizi posta ya da mail yoluyla bildirmeniz
yeterlidir.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Ada Dergisi 19-22 Şubatta Ankara AKM'de..

Her Yönüyle Trabzon etkinliklerinin 5.si 19-22 Şubat tarihleri arasında Ankara AKM’de gerçekleştiriliyor. Bu yıl etkinliklere Serander Yayınları ve Ada Dergisi olarak katılıyoruz.

Etkinlikler çerçevesinde Ayşe Keskin yeni şiir kitabı “Şubat’ın Islak Elleri”ni okurları için 20-21 Şubatta 15:00-17:00 saatleri arasında imzalıyor.
Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Kadri Özcan ilk romanı “Trabzonlu Aleko”yu 20-21 Şubat tarihleri arasında 17:00-19:00 saatleri arasında imzalayacak.

Serkan Türk etkinliklere bu yılda iki dinletiyle katılıyor. Ayrıca “Uzak Yaz”, “Rüzgârlı Camlar” ve “Her Şeyin Güzel Olma Nedenleri” adlı kitaplarını fuar boyunca imzalayacak.

Dinleti saatleri ise şöyle:
21 Şubat Pazartesi günü 13:30 - 14:30 saatleri arasında “Trabzonlu Genç Şairler” etkinliğinde Serkan Türk, Kaan Koç, Yıldırım Vural, Çiğdem Oflu ve Zeki Bostan şiirlerini seslendirecek.

22 Şubat Salı günü 13:30-14:15 saatleri arasında “Dizelerden Bestelere Serkan Türk Şiirleri” adlı etkinlikte genç müzisyen İlker Filiz'in Serkan Türk şiirlerinden bestelediği "Geldim", "Yokluğunun Kuşları"," Çöl ve Kir", "Sizi Unutmadım", "Portekiz","Soluyorsun"ve “Yağmur Dindiren” gibi şarkılarını bu kez canlı performans olarak dinleyebilirsiniz.

3 Şubat 2011 Perşembe

Kış Güneşi-Selahattin Yolgiden

Kış güneşi

kış güneşi,
sen hiç bir rüyayı çaldın mı?

seni düşünürken birileri kar içinde
aklına geldi mi
eskiden çok sevildiğin.

yağmurlar iner ve kalkar üstümden
su döner durur bütün gün gövdemde
ne çok yaram var açıp baksana.

bugün, dün ve önceki gün
hayatın boş olduğu…

bir aşkın üstünden koskoca zaman
geçse de, senin de unutamadığın oldu mu?

sonra küçücük bir kız çocuğu
hala çok sevdiğin
mavi gözleriyle gülümsese
86’dan kalan bir fotoğraftan
o hasır oturakta.

kış güneşi,
ne çok yaram var, açıp baksana!




Selaattin Yolgiden

ada 12. sayıdan...

Yas-Neşe Yaşın

YAS

Sözcük dehlizlerinde
yalnız ruhlar körebesi
küçük tanımlara sığan
kıyameti hayatın
avuntu bekler
sesinin sıcağından

Kelimeler
azap kuyusunda hece
yalan burcunda
öldüren gece

Ruhun aynasında
çırpınır rüya
üzgün suretin yansır sulara

Solmaz aşkın gölgesi
veda etmeden
Yas bitmez
kayıplar gömülmeden

Neşe Yaşın

ada dergisi 12. sayıdan..

kan gaz(z)eli-Beşir Sevim

kan gaz(z)eli

mahmud derviş, naci ali ve küçük hanzala’nın işgal altındaki kalbi için,

kan! dökülmesin, içime aksın gözbebeklerim.
kardeşim… dik tut başını, alnındaki kaderi sileyim.

bakamam orda yüzünüze… yüzümdeki tuzla
buz olsun ki gözlerim, yerinize iki damla öleyim.

gözden ırak düştü, ırak olan gönülden de ırak
hay’dan gelsin hu’ya gitsin can…yağmursam döküleyim

ateşinize, diliniz hep mi sancı… hep mi ölümün kelimeleri zehir
sağdan sola yazıldım harf harf, soldan sağa söküleyim.

ağzında ateş, sırtında dağ taşıyan kuşlar gelsin göğünüzden
attığınız her taşa yüz olayım ki… yüz kerre bileneyim.

yarasını uzun uzun yalayan bir hayvanmış yalnızlık…
gazel gibi titriyor, titresin ki onu… avucumdan besleyeyim.

ah ölüm! ...ah seni dilim dilim… inan,
kendi tabutuma omuz vermiş gibiyim.



beşir sevim
ada dergisi 11. sayıda yer almıştır.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Ada Dergisinin 13. sayısı çıktı.



Ada Dergisi 13. Sayısına ulaştı.
Ada okurları bu sayıda 2003 yılında yitirdiğimiz öykücü ve çevirmen Tomris Uyar’ı ve öykülerini bir kere daha keşfetme olanağı bulacak. “İkinci Yeni” ozanlarının âşık olduğu, adına şiirler yazdığı, gizemli kadın Tomris Uyar için Ahmet Çınar, Attila Aşut, Burçak Kara, Gökhan Yılmaz, Hülya Soyşekerci ve Semih Gümüş’ün yazılarını 13. sayımızda okuyacaksınız. Attila Aşut’a 1986 yılında, Ali Nurettin’e 1989 yılında Tomris Uyar’ın yazdığı daha önce yayımlanmamış iki mektubuna yazarlarımızın izniyle yer veriyoruz.

Menekşe Toprak’ın YKY’ndan çıkacak “Temmuz Çocukları” adlı romanından bir bölümü okurlarımızla paylaşmasına memnun olduk.

Ada’nın bu sayısında iki söyleşi yer alıyor. Serkan Türk bu sayıda Senem Diyici ile müzikte geride bıraktığı 40 yılı ve yeni çalışmaları üzerine konuştu. Cihat Duman geçtiğimiz yılın dikkat çeken şiir kitaplarından biri olan “Kumaş” üzerine Yavuz Türk ile ada okurları için söyleşti.

2007 yılında kaybettiğimiz şair Adnan Satıcı’nın, “Eksikti Geceler ve Bazı Günler” adlı son şiir kitabının ilginç yayınlanış öyküsünü Yılmaz Arslan ada için kaleme aldı.

Arzu Alkan’ın Oğuz Atay’ın “Korkuyu Beklerken” kitabından yola çıkarak yazdığı “Köşeye Sıkışmış Kahraman” adlı deneme yazısı da bu sayının öne çıkanlarından. Bu yıl içinde iki kitapla okurla buluşacak olan Tiyatro Sanatçısı Kadri Özcan’ın “İlk Adım” öyküsü de ada sayfalarında.

Aydın Afacan, Aydın Şimşek, Ayşe Keskin, Burak Köse, Derya Önder, Erol Özyiğit, Ferhad Gülsün, H.İbrahim Özbay, Kaan Koç, Mehmet Aycı, Mehmet Türkmen, Mehmet Yaşın, Ogün Kaymak, Ömer Turan, Serdar Çakıcıoğlu ve Yıldırım Vural ada’nın bu sayısında yer alan şairler.

Geçen yılın en beğenilen kitaplarıyla ilgili bir soruşturma yaptık. Yazar ve Şairlerimiz tek kitapla sınırladığımız bu soruşturmaya yanıt verirken epeyce zorlandılar. Ortaya çok satanların dışında bir liste çıktı. Dergimizin son sayfalarında bu listeyi bulabilirsiniz.

Ada, ilk sayısından itibaren ustalara saygıyı, gençlere kucak açmayı düstur haline getirmiş bir dergi olarak bundan sonra da dil, bilinç ve ruh kirliliğinden olabildiğince uzakta yer alacaktır.

“her zaman bir başka ada vardır” sloganıyla yoluna devam eden dergimiz daha iyi bir sayıda okuyucuları ile buluşmak üzere sayfalarını sonlandırıyor.

Bilgi İçin: 0 505 496 94 93
e-posta: serkanturk61@gmail.com
Yazışma adresi: PK. 203 Trabzon

Ada Dergisine Yıllık abone olmak için Serkan Türk adına
6240215 posta çeki hesabına 40 YTL yatırılarak
adresinizi posta ya da mail yoluyla bildirmeniz
yeterlidir.

11 Aralık 2010 Cumartesi

KARADENİZ’DE BİR “ADA”

İlk olarak dergilerde başlamıştım yazmaya.
Unutmuyorum, yaşadığım en yoğun, en çocukça heyecandı. Hele de ilk yazılarımı, herkesin yazmak için can attığı dergilerin sayfalarında görmek çok yüreklendiriciydi.
Sonra… Sonra bir iki yazım küçük paragraflar eklenmiş halde yayımlandı. Hoşuma gitmedi bu müdahaleci yaklaşım şekli. Yazı benim, sadece benim olmaktan çıkmıştı. Bir daha aynı hayal kırıklığını yaşamamak için uzak durdum dergilerden.
Hatır gönül gereği birkaç kez dergilere yazı verdiğim oldu sonrasında. Fakat öyle soğumuşum ki ardı gelmedi. Gazete yazarlığını tercih ettim sadece.

Şu bir gerçek ki; giderek okurun, ama her kesim okurun anlayacağı sade bir dille yazma alışkanlığı kazandırması açısından birebirdir gazeteler. Bir çeşit sınavdan geçiyorsunuz yazdıkça. Okurla ortak bir dil oluşturmanın zorunluluğuna inandırıyor sizi.
Dergilerden de bugüne taşınan, hep korunası olduğunu düşündüğüm bir alışkanlığım var. Yazdığım her yazıyı özenle, içten içe dergiye hazırlar gibi, hazırlamaya gayret ederim. Okur da bu yönümü sezinler, fırsat buldukça takdirle karışık dile getirir.

Yıllardır Trabzon’da çıkmakta olan Ada Dergisi, ne zamandır kimsenin yapamadığını yaptı; o olumlu etkiyi uyandırdı bende. Son sayılarıyla yıllanmış bir önyargımı kırdı. Beni, gazetenin yanısıra dergilerde de yazmaya razı etti.

Hem de sessiz bir dil kullanarak başardı bunu!.. Daha bir ilgi çekici hale getirilmiş küçük boyutuyla, zenginleştirilmiş içeriğiyle. Tabii her şeyden önce okura hitap eden, ufuk açıcı ürünlere yer vererek.

Şeklen yeniliklerinin yanısıra, bir dergide en çok önemsediğim özellik budur. Bunu başlıca amaç edinip, bu ana amacından giderek uzaklaşmaması.

Dahası var: Ürünlerin doğasına dokunmadan özgün haliyle yer vermesi. Kullandığı sesli ya da sessiz dille sadece ve sadece okurun dergisi olduğunun altını çizmesi. Bir çeşit albüm işlevi görmemesi, birilerinin anı defteri haline getirilmemesi vs. Dergiler ancak o zaman daha geniş kitleler tarafından benimsenir, okunur. Dolayısıyla da uzun soluklu olurlar.

Mevsimde bir çıkmakta olan Ada Dergisi, bulmayı umduğum bu özelliklere sahip. Bir bucuk yıl aradan sonra iki sayısı birden çıkartıldı. Bu son sayılarla 12. sayısına ulaşmış oldu.

Kimler yoktu ki son sayılarında: Attila Aşut, Nihat Genç, Kenan Sarıalioğlu, Çiğdem Sezer, İnci Aral, Ayşe Keskin, Ersan Erçelik, Serkan Türk, Tayfun Pirselimoğlu, Mehmet Kuvvet, Muammer Kotbaş, Bülent Sümer, daha birçok değerli isim.

Derginin sahibi, editörü şair yazar arkadaşım Serkan Türk’ün çabalarıyla oldu her şey. Şevkle, inatla, tutkuyla ve aslında zorlukların, imkansızlıkların da getirisi bir sancıyla Ada’yı bugünlere taşıdı.

Değerli şair yazar arkadaşım Ayşe Keskin’in de en az onun kadar emeği var dergide.
Ada’nın kurucularından Ercan Yılmaz’ın, Arzu Alkan’ın… Çok kez tanık oldum; Ada’yı layıkıyla tanıtmak, okura yeniden hatırlatmak için birlikte çok çaba sarf ettiler.
Ada Dergisi Etkinlikleri adı altında, belli aralarla imza günleri, söyleşiler, şiir dinletileri de düzenlediler. Trabzon kültür sanatını hareketlendiren yararlı, sıcak etkinliklerdi.

Derginin özellikle bu son sayılarını okuyunca, sitemler yağdırdım Serkan’a. Dergiye yazı vermem konusunda neden ısrarcı olmadı diye.

Derginin sayfaları arasından taşan o hüzünlü, coşkulu, içe işleyen seslerden biri de ben olmalıydım!.. O derece bir yazmak isteği uyandırdı bende. Kendini hem şeklen, hem de içerik olarak yenilemesini başardığı için…

Siz okurlardan isteğim, Karadeniz çıkışlı bu Ada’yı, ne yapıp edip sahiplenmeniz…

Fatma Babuşçu
Taka Gazetesinde yayınlanmıştır.